Düş’lüyorum, öyleyse Tanrı mıyım?

Bir zamanlar “bildiğini” sanan bir bilemeyendim. Şükür ki bilmediğimi biliyorum nihayet! Nasıl mı? Evimin bir odasını kitaplıklara armağan etmemi gerektirecek kadar okuduktan, geceler boyu tefekkür ettikten, gündüzler boyu kuytuda hep Öz’ümle sohbet ettikten, karşıma “tesadüf eserleriyle” çıkan güzel gönüllüleri uzun uzun dinledikten sonra… Pek bir şey bilmiyorum evet, ama bildiğim bir şey daha da bilmez…