Bilinçli Gebeler= Huzurlu Bebeler= Sağlıklı & Mutlu Nesiller!

newborn

“Yenidoğan travması” desem zihninizde ne canlanırdı? Çoğunuzun aklına doğum sırasında bebeğe verilen zararlar, zor geçen doğum anı öyküleri gelecektir tahminim. Oysa bunlar kadar düşük olasılıkta rastlanmayan ASLINDA KUŞAKLARIMIZIN PEK DE AŞİNA OLDUĞU BİR ŞEYDEN SÖZ EDİYORUM;
yeni doğan o çok masum, dünyadan bir haber hassas bedenin sert bir ışık ve davranışlara maruz kalarak anne bedeninden “kopartılması” anına!

Uykudan yeni uyanmış mahmur bir hal düşünün, ya da hiç bilmediği bir gezegene aniden düşmüş bir insancık! Tek bildiği şey -uzay mekiğinin- yani annesinin iç sesleri ve onu yumuşacık saran ısısı… Sonra bir kaç sıkıntılı geçiş anının ardından hiç tahmin bile edemediği cayır cayır ışıklı ve gürültülü bir “gezegene” düşüyor! Bu kadarla kalsa iyi, yaşama bağlı olduğu tek şey olan kordonu cart diye kesiliyor, neye uğradığını anlamadan ayaklarından tutulup hopp! diye baş aşağı sallanıyor -hiç bilmediği- bu gezegenin yer çekimi ile tanışması işte böyle korkunç oluyor!.
Üstelik yaşamın kendisi olarak bildiği tek şeyden -anneden- kopartılp -neden kirliyse?- temizlenmek üzere plastik beşiklere konuyor, ağzına burnuna kordonlar sokuluyor. Bir aşama sonrasında ise bu kadar hassas bir halde olan o minicik bedene en büyük işkence ediliyor; TOPUK KANI alınıyor!
Aniden batırılan o iğne ve 16 noktaya sıkılarak çıkarılan kan damlaları hem sevdiği bildiği gezegenden uzakta hem de neye uğradığını anlamadan akıtıyor kanını… Düştüğü bu korkunç gezegende annesinden uzakta çaresiz biçimde tehlikede olduğundan başka bir şey sezemeyen bu minik varlık giderek içine kapanırken yapabildiği tek şey bağırarak ağlamak elbette…

İşte bu çoğumuzun doğum hikayesi a dostlar! Nasıl beğendiniz mi? Kendinizden birşeyler buldunuz mu? 😉 Bu tür doğumlara maruz kalanların kişiliklerinde oluşabilen ortak noktalar hakkında fikirler oluştu mu kafanızda?
“Yenidoğan travmalı” bilinçaltlarınızı yormadan ben söyleyeyim;

*Kendine ve dünyaya tam olarak güvenmeme

*Terkedilme riski karşısında panik davranışlar sergileme

*İnsanlara güvensizlik

*Sevilmeye değer olduğuna emin olmama

Nasıl beğendik mi yaptığımızı kendi yavrumuza?

Şimdi, gelelim bunun zıttı mümkün mü? sorusuna. Cevap veriyorum EVET MÜMKÜN! Aslında eski çağlarda ve halen “hastahane ve tıp endüstrisinin tamamen zihinleri ele geçiremediği” bazı bölgelerde daha olumlu, daha doğal doğumlar yaşandı, yaşanıyor. 1970’li yıllardan beri dünyada kadın/ebe/doula destekli anne-bebek dostu insancıl ve doğal doğumların iade-i itibarı da söz konusu. Ne var ki bizim gibi -bir türlü süreci bitmeyen- “gelişmekte olan ülkelerde” hala doğal olandan ölesiye bir korku, kaçış mevcut.
Oysa ki bunun temeli; 18. yüzyılda kadının doğadan kopartılarak metalaştırılma döngüsüne girmesiyle başlayan sürecin sonucundan başka birşey değil! Moda endüstrisinin, reklamların kısaca tüketimin odağına konan kadın, elbette “doğumu” da tüketim malzemesi olarak algılamalıydı! Bebeğin hazır olacağı değil kendisine en uygun “uğurlu” gününü seçip, önce kuaföre sonra hastahane odasına yerleşip saçına kurdelesini takarak “hazır paket” halinde kendi doğumuna misafir gitmeliydi! Varlığının içinde olmadığı bir doğum sürecinde “mümkünse genel anestezi ile tatlı rüyalara dalarak” bebeğinin anestezi almış biçimde doğmasına göz yummalı ve hiç tanıklık edemediği bu anlar sonrası kendisine getirilen temizlenmiş, giydirilmiş, canı acıtılmış şaşkın bir varlığa merhaba derken ilk pozunu kameralara vermeliydi!
İşte bugün bize dayatılan budur güzel kadınlar. Bize ve yavrumuza. Okurken ne kadar sıradan ve normal geldi size biliyorum. Çünkü çağımızın “normalleştirilmiş” doğumu bu! Oysa ki doğayla bütünleşik başka çağlar hatta başka kültürlerde böylesi bir doğum öyküsüne tepki “delirmiş bunlar” şeklinde olurdu herhalde…

Neyse ki dişil çağın yükselişi kadar bazı modern ülkeler ve doktorlar bu gidişe çoktan dur demeye başladı bile. “Yenidoğan travması” kadar gebelik sürecinde anne ve babalara yapılan maddi ve manevi işkenceler de “pakedin” içinde bonus geilyor! Yüzlercebinde bir olasılık için canları sıkılan, üst üste testler ve bebeğe zarar veren uygulamalara maruz kalan hamileler, üstüne ceplerden ödenen paralar, stresle beklenen -yanlış da gelebilen- sonuçlar… Oysa ki tecrübeli bir doğum uzmanı çocukta gelişebilecek pek çok anomaliyi fark edebilir. Bunun daha güzeli, annelere unutturulan anne-bebek bağını içeriden kurmaktır 😉

Güzel gebeler; lütfen siz de kendinizin ve bebeğinizin haklarına sahip çıkın. PEK ÇOK UYGULAMA SİZİN İZNİNİZ OLMADAN KANUNEN UYGULANAMAMAKTADIR. Bunu bir bilin önce 😉 Asla size ısrar edilemez.
Her şeyin gerekliliğini sorgulayın, araştırın. Bebeğinize vereceği zararı kesin, faydası muhtemel olan uygulamalardan koşarak uzaklaşın! Gebelikte gereksiz testlere girmeyin; Doğumda bebeğinizin özellikle ilk dakikalarda yanınızdan ayrılmasına ölümcül bir durum yoksa kesinlikle izin vermeyin! Ten tene temasın ilk anlarda bebeğinizin varlığında yaratacağı çok önemli etkiyi unutmayın.
Kordon bağının atması kendiliğinden durmadan kestirmeyin! Bebeğinize soğuk ve tehlikeli bir gezegene düştüğünü değil şefkatli kollarınıza, güven dolu bir dünyaya doğduğunu gösterin… ❤

☀Mia neden bu yazıyı böyle ateşli biçimde kaleme aldı derseniz cevabı çok yakında 😍

Reklamlar

Bilinçli Gebeler= Huzurlu Bebeler= Sağlıklı & Mutlu Nesiller!” üzerine 3 yorum

  1. Merhaba Mia, yüreğine ellerine sağlık. Yazını okurken yüreğim 27 yıl öncesinin acısıyla bir kez daha ve derinden sızladı. Ben, bebeğinin yüzünü doğumdan 3 gün sonra görebilmiş ve ilk kez o zaman hastaneden çıkmak üzereyken kapıda kucağına alabilmiş bir anneyim. Aylarca meme vermek için mücadele verdim ama kesinlikle almadı. Ve ben bu durumun benden uzak kaldığı 3 günden kaynaklandığını düşündüm yıllarca. Hala yüreğim sızlar. Lütfen sevgili anneler ve anne adayları ne olursa olsun bebenizin sizden ayrı tutulmasına kesinlikle izin vermeyin. Hepinize bebelerinizle birlikte sağlıklı bir ömür diliyorum.

    • Canım anne ❤ tahminin çok büyük ihtimalle doğru 😯 ilk anda ten tene temas sağlayamayan anne-bebelerde en sık rastlanan durum emzirme sorunları oluyor. Ne var ki yine de anne-çocuk arası bağın önlenemez özellikte bir bağ olduğunu ve 40 yaşında bile onarılabileceğini düşünenlerdeniz 😊 Paylaşımın için çok teşekkür ederim. 🙇 Mia ❤

      • Tabi ki onardık Mia’cım. Hem de uzun yıllardan beri 🙂 Her anne-evlat gibi birbirimiz için olağanüstü değerliyiz ve sımsıcacık bir sevdamız var. Sevgiler 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s