Kömür – Petrol – Doğal Gaz; Gelecek Az!

earth

Enerji kaynağı olarak kömür, petrol, doğal gaz kullandık ve kullanmaya da devam ediyoruz. Böylece atmosferin yapısını değiştirdik ve iklimler değişti. Sera etkisi de bu iklim değişikliğinin üstüne tuz-biber ekti; iklim değişimlerindeki hız arttı ve sonrasını ne siz sorun, ne de ben söyleyeyim, ISINMA…

Deli cesareti olmalı bu, bile bile sonunu göre göre devletler ve bireyler alışkanlıklarını değiştirmiyorlar. Çocuklarımız, torunlarımız tehlikede oysa ki.

Üzgünüm ama doğa bize ait değil, biz doğaya aitiz. Çeşitli afetlerin sebepleri işte hep bizim bu deli cesaretliliğimiz ve kibrimiz. Küçücük bir örnek vereyim; zemini uygun olmayan yerlere ev yapmak gibi.

Köprü ve nükleer santral saçmalıklarına hiç girmeyeceğim çünkü hepsi birer saatli bomba. Derin bir çılgınlık, para hırsı ve doğa katli.

Gelelim bu yüzyılda bizim ülkemizi bekleyen risklere. Bunlar; mevsim değişimleri, su kaynakları problemi, tarımdaki gözle görülür sorunlar (erozyon, su sıkıntısı, arı nüfusunun azalması vb.), deniz kıyılarının değişimi, dağların daha az karlanması ve hava sıcaklığına bağlı olarak ağaç türleri-bitki örtülerinin değişimi.

Yine de kötünün iyisi olacağız diğer ülkelere nazaran. Ama böyle olmamalı, bunun önüne geçilmeli. Peki nasıl ? Tabii ki açgözlülüğümüzden sıyrılarak.

Bilim ve teknoloji çok ilerledi ama sanırım çoğu zaman teknoloji ve bilimi nasıl kullanacağımızı bilemiyoruz. Öncelikle günde üç öğün altın ya da para yemiyoruz, onlar sadece araç. Araçlara büyüteçle yaklaşacağımıza, asıl amaca yani doğa ve tarıma büyüteçle yaklaşmalıyız.

Ne güzel bilimadamları (feministim ama buradaki “adam” sözcüğünün “insan” manasında kullanıldığını düşünüyorum), altının oluşum evreleri üzerinde çalışıyorlar ve kimya simya olacak, altına dönüştürebileceğiz her şeyi. Tamam iyi, hoş, güzel de, her türlü bilimsel gizem çözülmeli de, Rahmetli Kral Midas misali her şeyi altına dönüştürürken açlıktan ve susuzluktan öleceğiz.

Sultan Süleyman’a bile kalmayan dünya, izin verelim de gelecek nesillere GÜZEL kalsın.

Dışarıdan enerji desteği olmayan konutlar yapalım mesela. Güneş panolarını kullanalım. Sağlıklı yalıtımlar yapalım. Odun sobası kullanalım; neden derseniz, ağaçlar toprağın üzerinde olduklarından atmosferdeki karbon döngüsüyle uyumlanmışlar. Kömür-petrol-doğal gaz gibi yeraltından çıkıp da atmosferin karbon döngüsüne çelme takmıyorlar.

Ağaçlar dikelim. Yerel tohumlara kucak açalım. Mantıklı tarım politikaları güdelim. Biz tarım ülkesiydik, ne hale geldik, dikkat edelim. Toprağa, çiftçiye, tohuma, ağaca, insana, kuşa, iklime, geleceğe sahip çıkalım.

Doğanın parçasıyız, öyleyse doğal olalım. Diğer gezegenlerde yaşam var evet (hepsinde su buldular, bir çok şey bulundu, ama yeterince bilgilendirilmiyoruz ne yazık ki), ama önce kendi gezegenimize sahip çıkalım. Dünya’yı mahvedip de Mars’a göçmenin alemi yok !

Sevgiyle kalın ve unutmayın, bizim sadık yarimiz KARA TOPRAKtır.

Ebru AYDINER (Kimyager)

* Ebru’ya, Bahçeye katkısı için teşekkür ederim.

Mia ♥

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s